Tanju,Emre ve çağrışımlar
Çocukluk dönemimizin en gözde futbolcularından birisi de Tanju Çolak’tı. Samsunspor’da parlayıp akabinde Galatasaray’a transfer olan Tanju –dönemin France Football Dergisi’nin tabiriyle- “nefes alır gibi gol atıyordu”. Onun attığı goller sonrasında Galatasaray taraftarlarının yüzü gülüyor ve gollerle birlikte şampiyonluklar ve kupalar da geliyordu. Türkiye’de bir kaç defa gol kralı olan Tanju, Türk liglerinin gol atma rekorunu da kırarak “Avrupa Gol Kralı” unvanını da almış ve sarı-kırmızılı dünyanın gönül tahtına oturmuştu. Galatasaraylılar onu öyle sahiplenmişlerdi ki kimi Cim Bom taraftarı doğan çocuğuna “Tanju” adını veriyor, Kral’larına asla laf ettirmiyorlardı. Zira dönemin Fenerbahçelileri Tanju’yu “beleşçi” olarak nitelendiriyorlardı. Onlara göre Tanju koşmuyor, rakip kaleye yakın duruyor ve top gelince gol atıyordu. Oysa onlar da çok iyi biliyorlardı ki asıl maharet de oradaydı.
Sonuç olarak Tanju Galatasaray taraftarının gurur kaynağı olurken –doğal olarak- Fenerbahçe cenahında pek sempati toplamıyordu. Aynı durum Fenerbahçe’nin “Şeytan”ı Rıdvan Dilmen için de ters anlamda geçerliydi. Bu iki topçu kulüplerinin de simgesi olmuşlardı.
Ancak gel zaman-git zaman Tanju birden Fenerbahçe’ye transfer oluverdi. Bu haber Galatasaray cephesi için büyük bir şoktu. Olacak iş değildi ama olmuştu. Tanju herhangi bir Avrupa kulübüne gitse buna hiç bir Galatasaraylı karşı çıkmazdı. Hatta “Kral”, Beşiktaş’a bile gidebilirdi. Lakin Tanju tercihini hiç gitmemesi gereken bir kulüpten yana kullanmıştı.
Tanju’nun Fenerbahçe’ye transferi Galatasaraylılar’ı üzmüştü. Ancak bu transfer Fenerbahçeliler’i de sevindirmiş değildi. Zira Tanju uzun yıllar boyu ezeli rakiplerinin simgesi olmuş bir topçuydu. Yıllar yılı kızdıkları hatta fesatlandıkları bir futbolcuydu.
Tanju Fenerbahçe’de de gol kralı oldu. Ama Fenerbahçe bünyesi onu sindiremedi. Sonuçta bir kaç sezon sonra kulüpten ayrılıp bir ikinci lig kulübünün yolunu tuttu ve akabinde de kaybolup gitti. Galatasaray taraftarı ise onu hiç affetmedi.
Yukarıda anlattığımız transfer hikayesinin üzerinden uzunca bir süre geçtikten sonra benzer bir olay –bildiğiniz üzere- bu transfer sezonunda yaşandı ve ismi Galatasaray ile özdeşleşmiş futbolculardan Emre Belözoğlu, Fenerbahçe’ye transfer oluverdi.
Emre, Galatasaray alt yapısında yetişen, unutulmaz UEFA Kupası Zaferi kadrosunda yer alan, klas oyunu ve yeniyetmeliğinin verdiği sevimlilikle Cim Bom taraftarının gönlünde kendine yer bulan bir topçuydu. Öyle ki Emre’nin önce İnter’e ardından Newcastle United’a gitmesi Galatasaraylılar’ın ona olan sevgisini azaltmadı. Galatasaraylılar’a göre o hâlâ eski Cim Bomlu Emre’ydi ve memleketi yurtdışında temsil ediyordu. Bu yüzden o hangi kulübe gitse Galatasaray taraftarları da o yabancı kulübün fahri taraftarı gibi oluyorlardı. Fenerbahçe taraftarı ise genç yaşında simgeleşen bu topçuyu –doğal olarak- sevmiyordu. Tıpkı Galatasaraylılar’ın Fenerbahçeli Tuncay Şanlı’dan –hele ki o 6-0’lık hezimetten sonra- hazzetmemeleri gibi.
Şimdi Emre Fenerbahçe’de. Galatasaraylılar kızgın. Tıpkı Tanju’da olduğu gibi Emre’ye karşı da öfkeliler. Fenerbahçeliler ise şaşkın. Kendi formalarını giyen bu “yabancı futbolcu”ya garipseyerek bakıyorlar. Çünkü hafızalarındaki Emre’nin üzerindeki sarı-kırmızı formayı çıkaramıyorlar. Emre’nin “İtalya ve İngiltere aktarmalı” olarak gelmesi ise onlar için farklı bir anlam ifade etmiyor.
Galatasaray ve Fenerbahçe arasındaki “yıldız futbolcu” transferleri şüphesiz ki Tanju ve Emre’yle sınırlı değildi. “Küçük Dev Adam” İlyas Tüfekçi, Selçuk Yula, “3-0’lık maçı 4-3’e çeviren” Hasan Vezir ve Fatih Akyel gibi futbolcular ya Fenerbahçe’den Galatasaray’a ya da Galatasaray’dan Fenerbahçe’ye transfer oldular ama iki halde de yeni camialarına tutunamadılar.
Bu yılın farklı yerli yapımlarından “O… Çocukları” adlı filmde bir sahne vardır; Evde bir akvaryum bulunmaktadır ve suyu kirlidir. Ama içindeki balıklar bu kirli suya rağmen yaşamaktadır. Eve yeni gelen genç kız (yani Özgü Namal) ise akvaryumun kirli haline üzülür ve suyu değiştirir. Fakat temiz suya konulan balıklar hemen ölür. Çünkü onlar eski suya alışkındırlar ve yeni su –eskisinden temiz de olsa- alışık olmadıkları bir sudur.
Emre’nin yakın gelecekte sportif anlamda başarısız olacağını söylemek müneccimlik olur. Emre tıpkı Tanju gibi Fenerbahçe’de başlangıçta başarılı da olabilir. Ama şu bir gerçek ki Fenerbahçe taraftarı Emre’nin pasıyla gelen gollere veya Emre’nin frikik gollerine öyle pek de sevinemeyeceklerdir. Çünkü “goool!” diye ayağa fırladıkları her defasında içlerinde bir “yadırgama duygusu” hissedeceklerdir. Galatasaraylılar ise Emre’yi asla affetmeyeceklerdir.
Hayat da tıpkı böyle değil midir? Bir yere aitsinizdir. Oranın suyunu içip ekmeğini yemiş, oranın kültürel ortamında şekillenmişsinizdir. Bununla yetinmek varken hırsa kapılıp “kabuk değiştirmeye” çalıştığınızda ortaya çıkan ne eski muhitinizi ne de içlerine girmeye çalıştığınız yeni muhitinizi tatmin edecektir.
Aslında hayat çok basittir. Bir yerde doyup “olgunluk ve doygunluk” içinde yaşayıp aynı yerde öleceksinizdir. Bununla yetinmeyip “su değiştirmek” ise sizin bileceğinizi iştir.
